Balın Tarihçesi

Bal, etkileyici görünümü, doğanın izlerini taşıyan lezzeti ve besleyici içeriği ile insanlık tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Yaklaşık on bin yıl öncesine dayanan Cilalı Taş döneminden bu yana balın insan yaşamının ve ekonomisinin önemli bir parçası olduğu bilinmektedir. İspanya’nın Valencia’nın Bölgesi’nde bir mağarada bulunan İsa’dan önce 6 bin yılına ait bir duvar resminde, bal yapan arılar ve o balı toplayan bir insanın resmedilmiş olması balın tarihçesinin ne kadar eskilere dayandığının kanıtıdır.

Balın insanların ilk besin kaynaklarından biri olduğu söylenebilir. Bozulmayan yapısı nedeniyle çok değerli bir besin olarak yüzyıllar boyu insanlık için fayda kaynağı olan bal mucizesi, farklı dinler tarafından da önemsenmiş ve kutsal kabul edilmiştir.

Kuran-ı Kerim’de bal ile ilgili ayet vardır ve balın insanlar için şifa olduğu belirtilmiştir. (Nahl Suresi 68.ayet). Tevrat’ta balın adı tam 54 kez geçmekte, Kral Süleyman’ın “Bal yiyin, çünkü iyidir.” sözü de kutsal kitapta kendine yer bulmaktadır. İncil’de ise Hz. İsa’nın çarmıha gerilip öldürülmesinin ardından yeniden dirildikten sonra ona verilen yiyeceklerin arasında bal da olduğu yazar.